Buradasınız : Ana Sayfa //Spor//Erman Toroğlu 29 Mart 2012 Tarihli Yazısı

Erman Toroğlu 29 Mart 2012 Tarihli Yazısı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Hürriyet gazetesinin köşe yazarlarından olan eski spor yorumcusu ve eski hakem Erman Toroğlu‘nun 29 Mart 2012 tarihli yazısından dolayı kendisinden davacı oldu. Davanın konusu ise Erman Toroğlu‘nun ilgili tarihteki köşe yazısında TFF’na ağır ithamlarda bulunması olarak açıklandı. Erman Toroğlu’nun 29 Mart 2012 tarihli yazısını haberin devamında bulabilirsiniz.

Erman Toroğlu 29 Mart 2012

Erman Toroğlu 29 Mart 2012

Hangimiz ahkam kesiyoruz Fatih Hocam

TELEVİZYONA çıkıyorsunuz, konuşuyorsunuz. Bazı gazeteler alıyor, özet çıkarıyor. Bazıları bir cümleyi alıyor veya almıyor.

Pazartesi gecesi Telegol’de Culio olayı patladı. Sırayla Orduspor Başkanı Nedim Türkmen sonra Galatasaray İkinci Başkanı Ali Dürüst ve teknik direktörleri Fatih Terim bağlandılar.
Fatih Terim önce bir kükredi. “Araştırmadan, ahkam kesiyorsunuz” dedi. Orduspor Başkanı’nı da yalancı şahitlikle suçladı. Fatih Terim önce konuştu, rahatladı. “Culio ile beraber Fatih Terim de Disiplin Kurulu’na gönderilir” cümleme takılmış.
Peki o zaman. Şimdi, kamuoyu önünde herkese soruyorum aynen programda taraflara sorduğum gibi. Culio kimin malı? Orduspor Başkanı diyor ki “Bizim malımız.” Galatasaray İkinci Başkanı Ali Dürüst de diyor ki “Orduspor’un malı. Mayıs ayı sonunda 1 milyon 550 bin Euro Orduspor, bize verecek. Mukavele böyle.”
Bir süre önce de Fatih Terim ile Orduspor Başkanı Nedim Türkmen telefon konuşması yapıyorlar. Karşılıklı birbirlerini suçluyorlar. Fatih Terim, Telegol’de de bu olayla ilgili aynen şunları söylüyor:

“SAYIN BAŞKAN. BEN STANCU VE CULİO’NUN SEZON SONUNDA BİZE GERİ DÖNECEĞİNİ BİLİYORUM.”

Bu gösteriyor ki Fatih Terim, Culio’nun Galatasaray’ın mı, Orduspor’un mu malı olduğunu bilmiyor. Eğer Fatih Terim hakikaten Culio ile Stancu’nun hala Orduspor’da kiralık olduğunu zannediyorsa, basın toplantısında “Sezon sonu bunları kadromda görmek isterim” diyebilir.

Culio’nun kafasına saksı mı düştü

Şimdi yine soruyorum, hem de yazılı olarak. Orduspor’un malı olan bir futbolcuyu “Sezon sonunda kadromda isterim” demek ne demek?
Ve bu Culio, Ordu’ya geldiği ilk günlerde “Ben burada çok mutluyum. Benim mukavelemi sizin istediğinizden daha fazla süre yapın” diyordu. Ne oldu Culio’ya. Ordu’da kafasına saksı mı düştü de bir anda Galatasaray’a dönmek istedi.
Ve Galatasaray’ın, Orduspor ile oynayacağı karşılaşma öncesi de “Ben Galatasaray maçında oynamak istemem” diye bir beyanat verdi. Lig TV’nin görüntüleriyle birlikte. Bunun üzerine de Orduspor Başkanı yasal hakları saklı kalmak şartıyla Culio için TFF’ye şikayette bulundu.

Bu tabloda ikisine de ceza verilmeli

* Bütün bunlar üzerine ben de yorumumu yapıyorum. Diyorum ki, “TFF bu belgeleri incelemeli gerekirse Disiplin Kurulu’na gönderip Culio’ya gerekirse de Fatih Terim’e ceza vermeli.”
Şimdi Fatih Terim’e soruyorum. Hangimiz araştırmamışız? Hangimiz çalışmamışız? Hangimiz ahkam kesiyoruz?
Televizyondaki laflar uçuyor. “Demiştim, söylemiştim” kalıyor. Ama yazılınca da böyle oluyor. Hadi bakalım buyrun tartışalım
Şimdi Fatih Terim’e yine soruyorum: Telegol’e çıktığında…
a) Ben, Culio’nun Galatasaray’ın malı olduğunu bilmiyordum
b) Ben, Culio’nun Orduspor’da kiralık olduğunu biliyordum
c) Ben, Culio’nun Orduspor’un malı olduğunu bilmiyordum.
Terim bu şıklardan çok net bir cevap verirse ben de aynen okuyuculara aktarırım. Yoksa Terim’in, “Ben Culio’nun sezon sonu takımımda olmasını isterim” cümlesine takılırım. Bekliyorum.

Başbakan koltuğuna da oturdum

GEÇEN hafta İtalya’daydım. Bologna ile Modena civarında gezdik. Yaptığımız gezi gurme gezisiydi. Parmesan’ın nasıl yapıldığını gördüm. Makarna nasıl yapılıyor canlı canlı gösterdiler. Balzamik sosunun yapımını gördüm. 12 yıl ile 25 yıllık balzamiklerden tattım. Çünkü bu sosu yalnız salataya değil tatlıya ve makarnaya da kullanıyor İtalyanlar.
Bu arada San Marino’ya da gittim. İlk defa devlet makamına çıktım. San Marino’da 30 bin kişi yaşıyor. Bu resimdeki yerde de parlamento toplanıyor. İki koltukta iki tane başbakan oturuyor. Biri zenginleri, diğeri fakirleri temsil ediyor. Haklarını koruyor. Ben de oturdum, “Acaba koltuk nasıl?” diye. Tabiki oturduğum koltuk fakiri temsil eden koltuktu. Şu da var.
6 ayda bir bu fakir ve zenginin devlet başkanı değişiyor. Yani neredeyse ülkede yaşayanların çoğuna o koltuğa oturma şansı geliyor. O salona giren ilk yabancı da ben oldum.

Süleyman Hurma’yı dinleyin

YILLARCA küçük takımlardan, büyük takımlara giden, kaçırılan, aklı çelinen futbolcuları hep konuştuk. Üç büyüklerin üçü de teşvikte, şikede olduğu gibi bu olaylarda da masum değiller. Hiç birinin diğerine söyleyecek lafı yok. Ama onlar hep şunu söylerler. “Ne biliyorsan ıspat et. Ne biliyorsan konuş. Söylediklerinin hepsi yalan.”
Ne zaman organize polis sahneye çıktı, işi bitirdi. Şimdi bütün pislikler denizden kıyıya doğru vurmaya başladı. Herkes birbirine ateş ediyor. Bence daha da edecekler. Benim için de hiç mahsuru yok.
Çok fazla uzağa gitmeyin. Kayserispor Menajeri Süleyman Hurma’ya bir vurun bakalım bu konularda kaç tane “Ahh” cevabı alacaksınız.
Ama Süleyman Hurma’nın bana söyledikleri daha da önemli. “Erman hocam bu büyüklerin basında yalakaları var. Televizyonda yalakaları var. Federasyonlarda adamları oluyor. Onun için çok konuşursak iki tokat atıyorlar, daha da konuşursak kafamıza balyozla vurup susturuyorlar” diyor.

Olmayan meyveyi koparmayacaksın

YILLAR önce futbolcular, genç kızlar gibi kaçırılırlardı. Arada sırada mafya da kullanılırdı. Mesela Tarık’ı, Gençlerbirliği’nden Fenerbahçe bir gece aniden kaçırdı. İlhan Cavcav dedi ki, “Bu çocuk için çok erken. Bir sene daha biz de oynasın. Seneye alın”. Cavcav’ı dinlemediler. Bunun üzerine Cavcav, çok büyük bir para istedi ve Fenerbahçe’de vermek zorunda kaldı. Şu anda Göztepe’deki Gençlerbirliği Tesisleri’nin hemen hemen yarısı Tarık’tan gelen parayla yapıldı.
Gençler fazla hatırlamazlar. “Tarık, Fenerbahçe’de ne yaptı?” derseniz, hiç bir şey oynamadan futbolu bıraktı. Çok da iyi oyuncuydu, yazık oldu. Çünkü olmayan meyveyi kaldırıp, dalından kopardılar.

Organize geldi, işi bitirdi

TÜRKİYE’de kulüpler artık eskisi gibi olmayacak. Sakın TFF’nin düzelteceği fikrinde olduğumu zannetmeyin. TFF şu ana kadar hiçbir halt yapmadı. Bundan sonra da kolay kolay yapamazlar. Çünkü, onlar Süper Lig kulüplerinin kucağında oturan süs köpekleridirler.
Bu cümleyi maliye açısından yazıyorum. Sonunda maliye nasıl küçük ve orta sınıf tüccarın üzerine gidip acımasız davranıyorsa, aynen kulüplere de gitmeli. Ben bu tezdeyim. Kıyısından, kenarından ufak ufak başladılar. Biraz daha üzerlerine gitsinler, bazen kulüpleri kullanarak ihaleye girenler, bazen kulüplerden ailelerini geçindirenler ve ihale alanlar artık bu kulüplere gelemezler.
Çünkü, hırsızlık yapamayacaklar. Biliyorsunuz, dünyada hırsızlığın iki sebebi var. Biri hakikaten fakirlikten, yani açlıktan. Diğerleri de açgözlülükten. Artık siz kimlerin hangi kategoriye girdiğini daha iyi anlamışsınızdır.

Portakalı sıkma formülünü açıklıyorum

ZEHİRLİ sebzeler ve meyvalar yine konuşuluyor. Bu konularla ilgili geçtiğimiz yıllarda üreticilerin bir kısmı beni mahkemeye vermişlerdi. Hepsinden de beraat ettim. Ama şimdi bakıyorum onlar yollarına aynen devam ediyorlar. Bu arada okuyucularımı bir konuda uyaracağım. Portakal, limon, mandalina sıkacaksanız sakın presli aletleri kullanmayın. Elektrikli aletleri kullanın. Yani meyve suyunun içine kabuğundaki maddeler karışmasın. Benden size bir dost tavsiyesi.

Etiketler: , , , , , ,

Copyright © 2011 Yaşamdan Yansımalar | Eneger.com. Tüm hakları saklıdır.
Sitemap