Buradasınız : Ana Sayfa //Kültür Sanat//FRANCISCO JOSE DE GOYA (Üç Mayıs Katliamı )

FRANCISCO JOSE DE GOYA (Üç Mayıs Katliamı )

Resim öğretmeni olan Bahriye Beken Hanımefendiden sanat konusunda ki yazılarını sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Bu yazısında sanat eleştirisini FRANCISCO JOSE DE GOYA için kaleme alan yazarımıza çalışmalarında ve blogunda başarılar diliyoruz.
“İspanya Napolyon’un talih gemisinin ilk çarptığı kaya olmuştur.” (Jacques Bainville, Fransız Tarihçi)
FRANCISCO JOSE DE GOYA
3 Mayıs 1808
Napolyon orduları İspanya’nın işgal ettiği zaman Goya Madrid’de bulunuyordu. 45 yaşındaydı ve hayatından memnun bir sosyete sanatçısıydı. Fakat savaşın getirdiği acı ve zulmü görünce kişiliği ve sanatı değişti, “Asi Goya” adını aldı. Resim, Napolyon ordularına isyan eden İspanyol vatanseverlerin isyanını anlatan en önemli eserlerinden biridir. 2 Mayıs 1808’de halk öfke içinde kraliyet sarayının önünde toplandı. Duyduklarına göre kralın çocukları Fransa’ya götürülüyordu. Fransız askerler için sivil halk arasında öldüresiye kanlı bir kavga başladı. O gece ve sabahı, Fransız askerleri hapishaneden topladıkları İspanyol vatanseverlerini katlettiler veya kurşuna dizdiler. Bu trajik sahneleri Goya balkondan seyretmiş olabilir. Goya’nın anlattığı bu korkunç olayda milliyetçiler, bir din adamı dahil kurşuna dizilmek üzere sıralanmışlardır. Sabah gökyüzü hemen hemen siyahtır., yerde görülen fener olayı yada sahneyi aydınlatır. Fenerin göz kamaştıran ışığında biçare kurbanların vahşi tavırlarını görüyoruz. Öte yandan Fransız askerlerin soğuk, aldırmaz tavırları, kurbanlarıyla bir kontrast oluşturuyor.
Eserde koyu, basık bir gökyüzü ve ötede saray, çıplak bir tepecik, tepenin önünde çeşitli pozlarda kurbanlar, kimisi ölü ve yerde yatıyor, kimisi yumruklarını sıkıyor, kimisi elleriyle yüzünü kapatıyor. Ana figür ortada ellerini haçvari iki yana uzatmış. Bu figürün izdüşümü, bir benzeri kanlar içinde yüzüstü yerde yatıyor. Ortada irice bir fener. Sağ geride tam teçhizatlı askerler, karşıya nişan almış durumdalar, yüzleri görünmüyor, ancak düzgün bir şekilde silahlarını doğrultmuşlar. Üzerlerindeki teçhizatları fark ediliyor.
Eserin kompozisyonuna, yani bilgi objelerinin sanat ilkelerine göre düzenlenmesine gelince; kurbanlar genellikle yuvarlak çizgi ve hareketlerden oluşuyor, ateş eden askerler, ters bir hareket içindeler, diagonal dizilişleri var. Bu diagonalite esere hareket katıyor. Eserde vurgu, en açık ton ve altın orana uygun bir konumla beyaz elbiseli figürde toplanıyor. Eserde koyu tonların egemenliği, sırasıyla orta tonlar ve açık tonlar takip ediliyor. Katledilen sivil insanların arasında, olayla kontrast teşkil edecek bir şekilde sade ve nesnesiz. Ancak fırça hareketleri ve doku çok zengin.
Kompozisyon görüldüğü gibi birbirine biçim, hareket ve yön bakımından zıt iki grup tarafından oluşturulmuştur. Askerlerde katı, mekanik, tekdüze ve duygusuz bir diziliş varken, kurbanlar daha duygu yüklüdür  bu yük onların yuvarlak karakterli biçimlerinden meydana gelmeleriyle yakından ilgilidir.
Resimde beyaz ve sarı renkle ve açık tonla vurgulanan merkezi figür çarmıha gerilmiş bir İsa figürünü hatırlatır. Figürün bulunduğu mekanda, onu öne çıkarır. Çarmıh iki anlamda yorumlanabilir. Bu yorumlardan en çok bilineni İsa’nın çektiği acılar ve ölümüdür. İkincisi ise ölüme karşı zaferi ölümden sonra dirilişi, hayatı anlatır. Figürün bu pozisyonu çarmıhın ikinci yorumuna daha uygun düşmektedir. İsa nasıl inancı uğruna çarmıha gerilip, öldürülmüşse, resimdeki merkezi figür de inancı uğruna göğsünü (inancını) adeta kurşunların önüne fırlatmaktadır. Yerde kanlar içinde yüz üstü yatan figürün, ayakta haçvari bir pozisyonda, yerden fırlamış gibi ileri atılan merkezi figürün bir izdüşümü gibi gösterilmesi tesadüfi olamaz. Bütün vurgu, ışık merkezi kurbanda toplanmaktadır. Figürlerin çizimindeki anatomik bozukluk fırça darbeleri esere özel canlılık katıyor. Merkez figür, idealize edilmiş bir kahraman olmaktan çok, karanlık göklerin bile yardım etmediği, kaderin terk ettiği, anlamsız vahşi bir savaşın kurbanı masum bir vatanseverdir. Eser bugün bile, dünyanın birçok ülkesinde sürdürülen anlamsız, vahşi savaşlarda güncelliğini koruyor. Goya’nın eseri geleneksel savaş görüntüsünü yansıtmaz. Vatandaşı Velazquez gibi, şeref, şan, zafer, şövalyelik, cesaret erdemlerine önem vermez. Ona göre savaş, sadece ölüm, zulüm, yıkım demektir. Onun sanatı, duygularını başkalarına anlatmak demektir. Kurbanlar yanında yer alan, yumruklarını sıkan figür din adamıdır. Ortaçağ resimlerinde azizlerin ve azizelerin başkalarının etrafında görülen hale rahibin başının tepesine, saçlar kazılarak yerleştirilmiştir. Rahibin duruşu ne kadar kin, öfke, intikam ifade ediyorsa, arka planda karanlık içinde belli belirsiz görülen krallık sarayı da o kadar ruhsuz, anlamsız, olup bitenlere biganedir. Öteki figürlerin, kimisi anlamsızca namlulara bakar, kimisi kulaklarını kapatır, bazıları elleriyle yüzlerini kapatır. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi merkezi figür, ilk kurbanlardan sayılan, çarmıhta İsa’ya bir göndermedir. Asi Goya bu olayı bilerek mi yaptı yoksa bilmeyerek mi yaptı bilemeyiz. Askerlerin yüzü görünmüyor. Eğer Goya, askerlerin her birinin yüzünü ve psikolojik durumlarını gösterseydi, eserin önemi ve bakış açısı kaybolacaktı. Askerlerin yüzlerini göstermemekle onların aldıkları emirleri yerine getirmekte olduklarını, bir dereceye kadar mazur sayılabileceklerini anlatmış olabilir. Askerlerin yüzleri görünseydi, kurbanların psikolojik halleri ve görünüşleri bu kadar etkili olmazdı. Estetik yargı aşamasına gelirsek bir yargıda bulunmak çok kolay olmayacaktı. Eser anlatımcılık, hem de işlevsellik açısından polifoniktir. Konunun ele alınışı, seçimi gerçeklikle de ilgilidir. Ama herşeye rağmen eser, öncelikle savaşın çirkin yüzünü göstermesi açısından işlevseldir. Eserde anlatımcılık da bir o kadar güçlüdür. 3 Mayıs Katliamı işte bu özellikler açısından ünlü ve başarılıdır. Eser evrensel bir niteliğe sahiptir. Bu yaşlı dünyanın hemen hemen her köşesinde bu tür olaylar maalesef görülmekte ve duyulmaktadır. Eser belli bir zamana ve mekana ait değildir. Bütün bu sınırları aşmakta adeta insanlığa özellikle savaşa karar veren siyasilere bir ihtar olarak sanat tarihindeki yerini ve şöhretini korumaktadır.

Gönderen Bahriye BEKEN zaman: 21:26

Etiketler: , , , , , , , ,

Copyright © 2011 Yaşamdan Yansımalar | Eneger.com. Tüm hakları saklıdır.
Sitemap