Buradasınız : Ana Sayfa //Güncel Haberler//İlk Milli TÜRK Savaş Gemisi : TCG Heybeliada

İlk Milli TÜRK Savaş Gemisi : TCG Heybeliada

tcg heybeliada f-511Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında, İstanbul Tersanesi Komutanlığında inşa edilen ve 27 Eylül tarihinde hizmete giren Türkiye’nin ilk milli savaş gemisi ”TCG Heybeliada” basın mensuplarına da tanıtıldı.

Basın mensuplarına ”TCG Heybeliada” gemisine ilişkin Tersane Plan Keşif Dizayn Müdürü Mühendis Albay Enis Perçin tarafından brifing verildi.

İstanbul Tersanesi Komutanlığında düzenlenen brifing ardından tanıtım turuna geçildi.

Albay Perçin, MİLGEM Projesi’nin, Türkiye’nin gemi inşa potansiyelini oluşturan tüm unsurların bir araya getirilerek, savunma sanayinin millileştirilmesi ve kurumsallaştırılması yolunda atılan önemli bir adım olduğunu söyledi.

MİLGEM Projesi’nin, toplam 12 adet korvet inşasını kapsadığını anlatan Perçin, ulusal savunma ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir misyon üstlenecek olan MİLGEM korvetlerinin, savaş sistemleri entegrasyonu da dahil olmak üzere tüm dizayn, entegrasyon ve analiz çalışmalarının İstanbul Tersanesi Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.

”TCG Heybeliada” korvetinin inşasının, 11 bine yakın resim ve doküman ile bin tona yakın gemi inşa çeliği, yaklaşık 10 kilometre boru, 240 kilometre kablo ve 10 bin adet ekipman ve teçhizat kullanılarak tamamlandığını belirten Perçin, bu projeyle 5 bin kişiye istihdam sağlandığını bildirdi. Perçin, şu bilgileri verdi:”Yerli firmalarla, toplam 74 farklı sistem, malzeme ve hizmet alımı sözleşmesi imzalanmış, savunma sanayimizi oluşturan tüm unsurların projeye dahil olması sağlanarak, teknolojik ve askeri açıdan kritik sistemlerde millilik gerçekleştirilmiş ve tüm bu çabalar sonucunda proje maliyetinde yüzde 65’lik yerlilik oranına ulaşılmıştır.MİLGEM savaş yönetim sisteminde, milli sonar sistemi, düşman elektromanyetik yayınlarının tespit edilerek, kimliklendirilmesinde kullanılan elektronik destek sistemi, stabilize edilmiş, elektrooptik ve uzaktan kumanda kabiliyetli stamp 12,7 milimetrelik makineli tüfek sistemi, güdümlü mermilerden korunmak için karıştırıcı atım sistemi, kızılötesi başlıklı güdümlü mermilere karşı savunma maksadıyla kullanılan kızılötesi iz yönetim sistemi, milli olarak geliştirilen savaş ve savunma sistemlerine örneklerdir.”İlk kez bu boyutta bir geminin form optimizasyonunun, model deneylerinin, manevra ve denizcilik hesaplarının yurt içinde yapıldığını anlatan Perçin, sonlu elemanlar analizinin, 3 boyutlu modellemenin, elektrik sistemleri dizaynının yerli imkanlarla gerçekleştirildiğini, tasarımının oluşturulduğunu ve patent alınarak, tescillendiğini ifade etti.MİLGEM korvet projesinin, sadece bir savaş gemisi dizayn ve entegrasyon projesi olmadığını vurgulayan Perçin, ”Ulusal savunma sanayimizi oluşturan unsurların koordinasyonu, ulusal ekonomi açısında katma değer yaratılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en önemli unsurlarından olan milli mühendislik gücümüzün tüm dünyaya ispat edilmesi açısından da gerçek anlamda bir teknolojik atılım projesidir” diye konuştu.’TCG Heybeliada”

Brifingin ardından ”TCG Heybeliada” basın mensuplarına gezdirildi.

---Reklamlar---

Gazetecilere, bu tur kapsamında geminin Savaş Harekat Merkezi, seyir merkezi, subay kamarası hakkında bilgi verildi.

İlk kaynağı 26 Temmuz 2005 tarihinde yapılan, inşasına 22 Ocak 2007’de başlanan ”Heybeliada”, 27 Eylül 2008 tarihinde denize indirildi, 27 Eylül 2011 tarihinde hizmete alındı.

Dizayn, inşa ve entegrasyonu, Türk Deniz Kuvvetleri tarafından tamamen milli imkanlarla, ulusal ve uluslararası askeri standartlara uygun olarak yapılan ”TCG Heybeliada”, ilk defa korvet tipi bir savaş gemisinin, milli tasarım ile inşa edildiği MİLGEM Projesi’nin ilk gemisi özelliğini taşıyor.

Özellikleri:

 

Tek gövdeli deplasman tipi tekne formuna sahip 99,5 metre boyunda, 14,4 metre genişliğinde, 2 bin 300 groston ağırlığındaki ”TCG Heybeliada”nın azami sürati 30 knot, seyir sığası yaklaşık 3 bin 500 deniz mili.

Gemide bir adet helikopter için gerekli platform, hangar ve kapsamlı destek ekipmanları bulunuyor.Korvet, bir adet gaz türbini ve iki adet dizel makineyle sağlanan 32 MW güç ile 30 deniz mili sürat yapabiliyor. Entegre Platform Kontrol ve İzleme Sistemi (EPKİS) ile korvetin ana tahrik ve sevk sistemi, elektrik güç üretim/dağıtım sistemi ve diğer gemi servis sistemlerinin kontrol, kumanda ve izlenmesi sağlanabiliyor. ”TCG Heybeliada”, verilebilecek harekat görevlerini icra edebilmek amacıyla, hava, suüstü, sualtı ve elektronik harp maksatlı, gelişmiş hedef arama ve takip sistemlerine, suüstü ve hava hedeflerine karşı güdümlü mermi ve top sistemlerine, sualtı hedeflerine karşı torpido sistemine, elektronik destek ve lazer ikaz sistemi ile RF/lazer çıkış yapan radar ve güdümlü mermileri tespit imkanına, yüksek teknoloji muhabere sistemlerine sahip.
14 subay, 47 astsubay, 21 erbaş, 3 uzman erbaş olmak üzere toplam 85 personelin görev yaptığı gemide, 120 kişilik kamara bulunuyor. Gemideki pistte 10 ton ağırlığındaki helikopter, zorlu hava koşullarında dahi iniş yapabiliyor.

27 EYLÜL Preveze Deniz Zaferi’nin 473’üncü yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kapsamında, dizaynı ve entegrasyonu tamamen milli imkanlarla gerçekleştirilen Heybeliada Gemisi’nin hizmete girişi,Büyükada Gemisi’nin de denizeindirilmesi amacıyla Pendik’teki İstanbulTersanesi Komutanlığı’nda tören düzenlendi.

Törende konuşan Erdoğan, bugün Cumhuriyet tarihinin ilk milli savaş gemisi Heybeliada’yı ülkeye kazandırmanın heyecanınıve gururunu paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, ”Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun, kutlu olsun, mübarek olsun” dedi.savaş gemisi tasarım ve inşasını

Heybeliada’nın 2004 yılında hayata geçirilen Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında inşa edildiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Bugün MİLGEM Projesi ile ne kadar haklı ve doğru bir adım attığımızı ispat etmiş olmanın da ayrıca memnuniyetini yaşıyorum. Milli savunma, ancak milli bir sanayi ile milli bir anlayışla etkin ve mümkün olur.

Ben bu vesile ile MİLGEM Projesi içerisinde yer alan ve Heybeliada gemimizin yapımında mühendislerimizden akademisyenlerimize,işçi ve teknisyenlerimizden bürokratlarımıza kadar emeği geçen herkesi kutluyor, kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Bugün denize indireceğimiz Büyükada’nın da şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Hatırlayacaksınız, Heybeliada’yı bundan tam 3 yıl önce fırtınalı, yağmurlu bir günde denize indirmiştik. Ama hamdolsun, 3 yıl önce o rüzgarlı günde denize indirdiğimiz bu gemi, şimdi bütün fırtınalara dayanıklı bir şekilde ülkemizin bayrağını denizlerde gururla taşıyacak, bu aziz vatanın savunmasında önemli bir vazife ifa edecektir.

Türkiye’nin aydınlık yarınları için bütün gücümüzle, bütün direncimizle alın teri dökmeye, eserler kazandırmaya, gücümüze güç katmaya devam edeceğiz. Herkes bilsin ki Türk bayrağı denizlerde de okyanuslarda da barışın sembolü olmaya devam edecektir.

Burada şu müjdeyi de sizlerle özellikle özellikle paylaşmak istiyorum. Türkiye artık dünyada savaş gemisi tasarım ve inşasını gerçekleştirebilen 10 ülke arasına girmiş bulunuyor. Ekonomimiz sağlam bir şekilde hedeflerine ilerlerken, dış politikada Türkiye her mecrada barışın bayraktarlığını yaparken, savunma sanayisinde de tarihi bir eşiği bugün aşmış oluyoruz.”

”TÜRKİYE, ARTIK ‘ÜÇ TARAFIMIZ DENİZLERLE, DÖRT TARAFIMIZ DA DÜŞMANLARLA ÇEVRİLİ’ DEYİP KENDİ İÇİNE KAPANAN BİR ÜLKE DEĞİLDİR. BİZİM DENİZLERDEKİ ÜLKE ÇIKARIMIZ, ÇEVRE DENİZLERİNDEN SÜVEYŞ KANALI’NA, ORADAN DA HİNT OKYANUSU’NA KADAR UZANIR”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Türkiye artık ‘Üç tarafımız denizlerle, dört tarafımız da düşmanlarla çevrili’ deyip kendi içine kapanan bir ülke değildir. Bizim denizlerdeki ülke çıkarımız, çevre denizlerinden Süveyş Kanalı’na, oradan da Hint Okyanusu’na kadar uzanır” dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

”Bu vesile ile Türk Deniz Kuvvetleri Günü olarak kutlanan bu anlamlı günde, Barbaros Hayreddin’den, Piri Reis’e, Turgut Reis’ten Kılıç Ali Reis’e bütün kahraman denizcilerimizi rahmetle şükranla anıyoruz.

İşte bizler tarih boyunca mucizevi başarılara imza atmış ecdadımızdan böyle bir miras devraldık. Bugün de onlardan aldığımız bu mirası, onlardan aldığımız bu emaneti yere düşürmemek için büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyoruz. Bu bakımdan Preveze Deniz Zaferi ilham verici birçok mesajı içinde barındıran bir destandır.”

O destanla ilgili Yahya Kemal’in ”Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor? Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor! Adalar’dan mı? Tunus’dan mı, Cezayir’den mi? Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi, Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor; O mübarek gemiler hangi seferden geliyor?” dizelerini de okuyan Erdoğan, o destanın kahramanı Barbaros Hayreddin’in ”Beni leb-i deryaya gömün. Ben leventlerimin sesini ve denizin hırçın dalgalarını duymak istiyorum” sözlerini anımsattı.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında şunları dile getirdi:

”Barbaros Hayrettin’in kendi hatıralarında Preveze Deniz Zaferi’ni anlatırken, o destanın sırrını şu şekilde anlatıyor; ‘Düşmanın birçok bakımdan üstünlüğüne karşı bizim de bazı üstünlüklerimiz vardı. En mühimi, benim, donanmamın bütün filolarına, hatta her kadırgaya hakim olmam, herhangi bir emrimin o anda en uzaktaki kadırgalar tarafından bile yerine getirilmesiydi. Düşmanda ise vaziyet bunun aksiydi. Doria, değil filolara, kanatlara bile hakim değildi. Esasen düşman donanması, birbirinin dilinden anlamayan, birbirini kıskanan çeşitli kavimlerin donanmalarından meydana gelmişti’. İşte bizim en büyük gücümüz bu aziz vatanın topraklarının her köşesine aynı hissiyatla yaklaşmamız, birbirimizle aynı dili konuşmamız ve birbirimize gönül diliyle seslenmemizdir.”

ÜÇ TARAFI DENİZLERLE ÇEVRİLİ TÜRKİYE…

Bu bakımdan Preveze Deniz Zaferi’nden bugün dahi uluslararası toplum tarafından gerekli derslerin çıkarılmasını, tarihin ve zamanın mesajının doğru okunmasını tavsiye ettiğini de kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

”Türkiye artık ‘Üç tarafımız denizlerle, dört tarafımız da düşmanlarla çevrili’ deyip kendi içine kapanan bir ülke değildir. Bizim denizlerdeki ülke çıkarımız çevre denizlerinden Süveyş Kanalı’na, oradan da Hint Okyanusu’na kadar uzanır. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin ekonomik menfaatlerini ve güvenliğini sonuna kadar koruyacağı bilinmelidir.

Ticari menfaatlerimizin korunmasının yanı sıra, denizlerimizdeki doğal kaynaklar üzerindeki haklarımızı da savunmak için gerekli güvenlik tedbirlerini almakta kararlıyız. Nitekim Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de tek taraflı olarak giriştiği petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine karşı da hemen gerekli tedbirlerimizi aldık. KKTC ile New York’ta yaptığımız anlaşmadan sonra biz de Piri Reis gemimizi arama faaliyetlerinde bulunmak üzere bölgeye gönderdik.

Bundan sonra da milli menfaatlerimiz neyi gerektiriyorsa onu tereddütsüz bir şekilde hayata geçirmeye devam edeceğiz. Barışın imkanlarını sonuna kadar değerlendireceğiz, ama ülkemizin hukukunu da sonuna kadar koruyacağız. Büyük ve güçlü bir ülke olduğumuzun farkındayız. Bütün politikalarımızı da büyüklüğümüzle ve gücümüzle doğru orantılı olarak tayin ediyoruz.

Yapılması gerekenleri doğru zamanda hayata geçirecek kudrete, dirayete ve imkanlara sahibiz. Hükümet olarak geçen 9 yılda olduğu gibi, bundan sonra da sahip olduğumuz imkanları daha da genişletmek, özellikle savunma sanayimizi daha da güçlendirmek için çalışmalarımızı hızlandırarak, 2023 hedeflerimize odaklanmaya devam edeceğiz.

İnanıyorum ki bugün milletimizle birlikte bu büyük gururu bizatihi kendi mühendis, teknisyen ve işçilerimiz tarafından üretilen harp gemilerimizde görev yapacak olan bahriyelilerimiz de büyük bir heyecanla yaşıyorlar.”

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL: DAHA ÖNCE DIŞA BAĞIMLI OLARAK SATIN ALMAK DURUMUNDA OLDUĞUMUZ BU GEMİLERİ, BUGÜN KENDİ MÜHENDİSLERİMİZ, TEKNİSYENLERİMİZ, İŞÇİLERİMİZ VE EMEKÇİLERİMİZLE BERABER ÜRETMENİN GURURUNU YAŞIYORUZ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha önce dışa bağımlı olarak satın alınan savaş gemilerinin, bugün Türk mühendisler, teknisyenler, işçiler ve emekçilerle beraber üretmenin gururunun yaşandığını belirterek, ”Tabii ki en önemli nokta, buna karar vermek, bunu öncelik haline getirmek ve ‘Bunu biz yapacağız’ demektir. Biz bu kararları almakla ülkemizin büyüklüğüne yakışır harekete başlamış durumdayız” dedi.

Gül, Preveze Deniz Zaferi’nin 473. yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kapsamında, dizaynı ve entegrasyonu tamamen milli imkanlarla gerçekleştirilen ”Heybeliada” gemisinin hizmete girişi, ”Büyükada” gemisinin de denize indirilmesi amacıyla Pendik’teki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda düzenlenen törene gelişinde, askeri törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Gül, törende yaptığı konuşmada, Başbakan ve Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın konuşmalarını dinleyince, anlatılanlara kulak verince herkesin çok gururlandığını belirtti.

Bugün mutlu bir gün olduğunu ifade eden Gül, bir taraftan Preveze Savaşı’nın 473. yıl dönümü, diğer taraftan da Deniz Kuvvetleri Günü’nün kutlandığını anımsattı.

Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Bu anlamlı günü ayrıca bizim için heyecanlı kılan ise savaş gemileri. Daha önce dışa bağımlı olarak satın almak durumunda olduğumuz bu gemileri, bugün kendi mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, işçilerimiz ve emekçilerimizle beraber üretmenin gururunu yaşıyoruz. Tabii ki en önemli nokta, buna karar vermek, bunu öncelik haline getirmek ve ‘Bunu biz yapacağız’ demektir. Şu bir gerçek ki, eğer önceliklerinize alır ve azimli hareket ederseniz yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Dünyada bunun çarpıcı örnekleri vardır. Öyle ki milli gelirleri en az gelişmiş ülkeler safhasında olan, fert başına düşen gelirleri bizim çok çok gerimizde olan ülkeler rakipleri nükleer silah yaptıkları için ‘Biz de yapacağız’ demişlerdir. O siyasi kararı aldıktan sonra yapmışlardır. Dolayısıyla biz bu kararları almakla ülkemizin büyüklüğüne yakışır harekete başlamış durumdayız. Bundan dolayı Milli Savunma Bakanlığını, Savunma Müsteşarlığını ve hükümeti tebrik ediyorum.”

”BARIŞ İSTİYORSANIZ, İSTİKRAR İSTİYORSANIZ, HAK VE HUKUKUNUZU KORUMAYA HAZIRSANIZ SAVAŞA DA HAZIR OLMANIZ GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ”Barış istiyorsanız, istikrar istiyorsanız, hak ve hukukunuzu korumaya hazırsanız savaşa da hazır olmanız gerekir. Savaş en son tercih edilen bir olaydır. Savaşı hiç kimse tercih etmez. Aslında en kötü senaryodur ama savaşmamak ve savaşı önlemek, barışı tesis etmek ve barışa herkesi mecbur kılmak için savaşa da hazır olmak gerekir” dedi.

Gül, Preveze Deniz Zaferi’nin 473. yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kapsamında, dizaynı ve entegrasyonu tamamen milli imkanlarla gerçekleştirilen ”Heybeliada” gemisinin hizmete girişi, ”Büyükada” gemisinin de denize indirilmesi amacıyla Pendik’teki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bir ülkenin güçlü olmasının, onun toplam milli gücünün güçlü olmasından geçtiğini vurgulayarak, bir ülkenin milli gücünün en önemli ayaklarından birisinin ordusu olduğunu söyledi.

Bir ülkenin ordusunun, silahlı kuvvetlerinin güçlü olmasının da dışa bağımlı olmamasından geçtiğini kaydeden Gül, Türkiye’nin bunun acılarını geçmişte yaşamış bir ülke olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Müttefiklerimizin bile yeri geldiğinde, bütün geçmişteki ilişkilerimizi unutup silah ambargosuna maruz kaldığımız bir ülkeyiz. Dolayısıyla artık gururlanabiliriz. Türkiye, sadece standart sınıfta değil, ateş gücü yüksek olan, dışarı ile yarışabilen, üstün nitelikli silahlar da yapmaya başlamıştır. Kara ve hava kuvvetlerimizde olduğu gibi deniz kuvvetlerinde bunun başlamış olmasından büyük bir gurur duyuyorum. Ayrıca konuşmaları dinlediğimde ve buraya gelmeden notları okuduğumda beni en çok sevindiren şey, özel sektörle yapılan işbirliğidir. 50’ye yakın özel sektör firmasının bu gemilerin inşasında görev aldığını duymam beni ziyadesiyle mutlu etmiştir.”

”EKONOMİNİN GÜÇLÜ OLMASINDA SAVUNMA SANAYİNİN KATKISI BÜYÜK”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sanayi, bilim ve teknolojide çok ileri giden ülkelerde motor gücün savunma sanayi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

”Türkiye’de de ekonominin, sanayinin, endüstrinin ve teknolojinin daha güçlü olmasında ve ilerlemesinde savunma sanayinin katkısı çok büyük olacaktır. Zaman zaman savunma sanayimizle ilgili tesisleri geziyorum ve gerçekten büyük bir gurur duyuyorum. Özlediğimiz noktaya giderek yaklaştığımızı görmekten dolayı da gerçekten heyecanlanıyorum. Şu bilinen bir gerçektir ve bunu en iyi askerler bilir. Barış istiyorsanız, istikrar istiyorsanız, hak ve hukukunuzu korumaya hazırsanız savaşa da hazır olmanız gerekir. Savaş en son tercih edilen bir olaydır. Savaşı hiç kimse tercih etmez. Aslında en kötü senaryodur ama savaşmamak ve savaşı önlemek, barışı tesis etmek ve barışa herkesi mecbur kılmak için savaşa da hazır olmak gerekir. Savaşa hazır olmanın birinci şartı da yüksek ateş gücü ve en modern teknolojiye sahip olmak ve bunu kendi evinizde ve gücünüzle yapmaktır.

Bugün gerek donanmaya teslim edilen Heybeliada, gerekse Büyükada gemilerinin tamamen tasarımımın, dizaynının ve sistemlerinin Türk mühendisleri, teknisyenleri, işçileri tarafından yapılmasından gerçekten büyük bir gurur duyuyorum. İnanıyorum ki, bu başarıların arkası gelecektir. İleride çok daha büyük heyecanların hep beraber yaşayacağız. Milletimizde bunlarla hep gurur duymaktadır. Heybeliada’nın bahtının açık olmasını ve Büyükada’nın da en kısa zamanda Deniz Kuvvetlerine teslimini temenni ediyorum. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve donanmamıza, Deniz Kuvvetlerimize, TSK’ya duyulan şükranı ve bu vesileyle bütün şehitleri rahmetle anıyorum ve herkese başarılar diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasının sonunda ”Heybelida” gemisi Komutanı Deniz Binbaşı Erdinç Kuşçu’ya geminin flandrasını teslim etti.

---Reklamlar---

Google Aramaları:

    heybeliada gemisi,engelli bakim parasi 2014 kurban bayraminda yaticakmi,milli savaş gemimizin özellikleri

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Copyright © 2011 Yaşamdan Yansımalar | Eneger.com. Tüm hakları saklıdır.
Sitemap
DMCA.com Yandex.Metrica